Gazze'ye dönüş yolunda Refah Sınır Kapısı'ndan geçmeye çalışan Filistinliler, siyonist rejimin sistematik baskı, tehdit ve aşağılamalarına maruz kaldı.
Aylar sonra sınırlı şekilde açılan kapıdan geçen ilk kafilede yer alan kadınlar ve çocuklar, yaşadıklarını "bilinçli bir yıldırma ve sindirme politikası" olarak tanımladı.
Tanıklıklara göre siyonist askerler, kadınları saatlerce elleri bağlı ve gözleri kapalı şekilde alıkoydu, ağır sorgulamalara tabi tuttu.
Bazı kadınlar, çocuklarından koparılmakla tehdit edildiğini, zorla iş birliğine zorlandığını ve Gazze'ye dönmemeleri için psikolojik baskı gördüklerini anlattı. Sorgulamalarda özellikle HAMAS ve 7 Ekim süreci üzerinden provokatif sorular yöneltildiği aktarıldı.
İşgalciler bununla da yetinmedi; Gazze'ye dönen Filistinlilerin yanlarında getirdiği gıda, kişisel eşyalar, parfümler ve çocuk oyuncaklarına dahi el koydu. Bir annenin, çocuğunun oyuncağının askerler tarafından zorla alınmasını "kalplerimizin kırıldığı an" sözleriyle anlatması, yaşanan zulmün boyutunu gözler önüne serdi.
Tedavi için Mısır'a giden yaşlı ve hasta Filistinliler de istisna tutulmadı. Saatler süren sorgular, askeri araçlarla çevrilen otobüsler ve aşağılayıcı muamele, siyonist rejimin yaş, sağlık ya da insani duruma bakmaksızın baskıyı rutin hale getirdiğini ortaya koydu.
Tanıkların ortak vurgusu ise netti: Amaç, Filistinlilerin Gazze'ye dönmesini engellemek ve bölgeyi halkından arındırmak. Bu nedenle Refah'taki uygulamalar, münferit değil; siyonist rejimin Gazze'yi boşaltmaya dönük açık bir tehcir politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Yaşadıklarını "ölümden beter" sözleriyle anlatan Filistinli kadınların "Hayır, göç yok" çığlığı ise tüm baskılara rağmen Gazze'den vazgeçilmeyeceğinin ilanı oldu. (İLKHA)





