HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Elazığ İl Başkanlığı tarafından parti üye ve gönüllülerine yönelik düzenlenen iftar programına katıldı. Programa, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcıları Mahmut İrtem ve Mahmut Şahin, HÜDA PAR Disiplin Kurulu Üyesi Hasan Şahin, HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer, HÜDA PAR Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Kaya, encümenler ve yüzlerce parti üyesi katıldı.
"Gazze’de iki buçuk yıldır adeta oruç tutan kardeşlerimiz var"
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Ramazan ayının manevi atmosferine ve Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekti.
Yapıcıoğlu, "Kıymetli misafirler, değerli Elazığlı kardeşlerim, hemşerilerim, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti, inayeti, hidayeti hepimizin üzerinde olsun. Davetimize icabetinizden dolayı hepinize ayrı ayrı hoş geldiniz diyorum." ifadelerini kullandı.
Ramazan’ın 26’ncı gününe ulaşıldığını hatırlatan Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan dramı şu sözlerle dile getirdi:
"İnşallah bu gece Kadir Gecesi. Ramazan ayının 27'nci gecesi. Bugün 26'ncı iftarımızı yapıyoruz. Kadir Gecemiz de mübarek olsun. İnsanlığın hidayetine, İslam ümmetinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtuluşuna, mazlumların feraha ermesine vesile olsun inşallah. Biz 26 gündür oruç tutuyoruz bu sene. Fakat iki buçuk seneyi aşkın bir süredir fiilen oruç tutan, gıdaya ulaşamadığı için adeta iki buçuk yılı oruçlu geçiren Gazze'de kardeşlerimiz var. 28 Şubat'tan bu yana Amerika ve israilin kolkola girerek İran'a bu kez yönelttiği saldırı bütün gündemi meşgul etti. Ama bu arada siyonist işgal rejimi hem Gazze'deki saldırılarını devam ettiriyor hem Mescid-i Aksa ve El-Halil Camii'ni de ibadete kapatarak oradaki zulümlerini devam ettiriyor. Gazze'yi unutmayalım. Oradaki vahşet sürüyor. Sözüm ona ekim ayında Mısır'da bir ateşkes anlaşması imzalandı. Fakat orada da halen katliamlar, soykırımlar devam ediyor. O anlaşma gereği yardım kamyonlarının, yakıt kamyonlarının Gazze'ye girmesi gerekiyordu, engel olmaya devam ediyorlar. Gazze'deki ağır yaralıların, Gazze'deki ağır hastaların tedavi amacıyla Gazze dışına çıkması gerekiyordu, hâlâ çıkamıyorlar ya da yeteri sayıda çıkmalarına izin verilmiyor, engelleniyorlar. Ama siyonist saldırganlık belki de Gazze'ye yönelttiği bu vahşi saldırıların yeterince tepki görmemesi, sadece kınamalarla geçiştirilmesinden dolayı her gün cepheyi biraz daha genişletti ve genişletmeye devam ediyor. Filistin'den sonra Lübnan'a, Suriye'ye ve şimdi de İran'a saldırıyor. Daha önce Katar'a, Tunus'a, Yemen'e saldırılar oluyordu. Şu anda iki haftayı aşkın bir süredir İran'a saldırılar yoğunlaştı, Amerika'yı savaşın içine çekti ve bütün bir bölgeyi ateş topuna çevirmek için her türlü entrikayı çeviriyor, sahte bayrak operasyonlarıyla bölge ülkelerini birbirlerine karşı kışkırtıp, birbirine düşürmeye, birbiriyle savaştırmaya çalışıyor. "
"Bu vahşet rejimi, bu soykırım rejimi, bu Nazi rejimi küresel barışa yönelmiş en büyük tehdittir"
Yapıcıoğlu, bölgedeki çatışmaların kaynağına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
"Yıllardır söylüyoruz, bir kez daha buradan Elazığ'dan bu gerçeği dile getirelim. siyonist işgal rejimi, bölge barışının önündeki en büyük engeldir. Ve yine bu vahşet rejimi, bu soykırım rejimi, bu Nazi rejimi, küresel barışa yönelmiş en büyük tehdittir. Küresel barışı tehdit etmeye devam ediyorlar ve eğer askeri yollarla, askeri yöntemlerle durdurulmazlarsa, yani güç kullanarak biz de onları durduramazsak, birer birer her birimizi hedef haline getirip, mümkünse yutmaya karar vermişler, kafaya koymuşlar ve adım adım planlarını gerçekleştiriyorlar. Rabbim onlara o fırsatı vermesin. Şu anda tablo biraz karamsar gibi görünebilir ama benim inancım odur ki inşallah bu saldırganlık onların başını yiyecek. İnşallah bu kuduz köpek stratejisi onların itlafına, eğer onları itlaf edecek çıkmasa bile, kendi kendilerine yok olup gitmelerine sebebiyet verecekler. Zira öyle bir öfke birikiyor ki, bu öfke seli, inşallah onları önüne katıp süpürür."
"Bizim birbirimizle vuruşmamızı, bizim birbirimizi kırmamızı izlemek istiyorlar"
Bu saldırıların durdurulmaması halinde daha geniş bir çatışma riskinin ortaya çıkacağını belirten Yapıcıoğlu, "Ne yapıp edip Amerika'yı bu savaşın içerisine, doğrudan doğruya saldırılar gerçekleştirmek suretiyle çektiler. Şimdi Amerika ile birlikte öyle bir batağın içerisine düştüler ki, belki üç dört günde İran'ın bütün direnişini kırmayı arzuluyorlardı, ondan sonra belki hedef Türkiye'ydi. Türkiye'ye yöneleceklerdi. Fakat İran da onların canını yakmaya başlayınca şimdi farklı kişileri araya sokarak ya da farklı entrikalar çevirerek bu işten nasıl sıyrılabileceklerinin hesabını yaptılar. Bu işten sıyrılmanın en elverişli yolu olarak da -kendileri açısından- bölge ülkelerini savaşın içine çekip belki geriye çekilip uzaktan bizim birbirimizle vuruşmamızı, bizim birbirimizi kırmamızı izlemek istiyorlar." diye konuştu.
"Mezhep ve etnik farklılıklar üzerinden tuzak kuruluyor"
Bölgede mezhep ve etnik farklılıkların kaşındığını belirten Yapıcıoğlu, bu tuzağa düşülmemesi gerektiğini ifade etti.
Yapıcıoğlu, "Bu oyuna gelmeyeceğiz, bu tuzaklara düşmeyeceğiz inşallah. Evet, daha önce de söylemişti, birkaç gün önce tekrar etti Sayın Cumhurbaşkanı da çok isabetli bir şekilde 'bizim Sünnilik, bizim Şiilik diye bir dinimiz yok.' Evet, biz de söyledik, tekrar ettik ve ilave ettik. Hiç kimse mezhebini, hiç kimse milliyetini, hiç kimse cemaatini, tarikatını, hiç kimse partisini, meşrebini din haline getirmesin. Bu tuzağa düşmeyelim. Yine bölge halklarını, farklı etnik kimliklere mensup halkları birbirine karşı kışkırtıp, birbirine düşman gibi gösterip, bizi çatıştırıp, uzaktan seyretmek istiyorlar. Amaç bölgedeki farklı etnik grupların hiçbirini düze çıkarmak ya da onlara arka çıkmak ya da onlara dost olmak değildir. Amaç birini diğerine karşı kullanmak, sonra o alet olarak kullandığını da zamanı geldiğinde kırmak ya da çöpe atmaktır."
"Aramızdaki anlaşmazlıklar emperyalizme havale edilerek çözülebilecek sorunlar değildir"
"Biz bu oyunları daha önce gördük. Bu filmin tekrarına izin vermeyeceğiz inşallah." diye konuşan Yapıcıoğlu, "Değerli dostlar, belki bu vesileyle, yani bütün bir bölgeyi, hatta belki bütün dünyayı çıkaracakları üçüncü dünya savaşının içine çekme niyetiyle bu şeytani tuzakları, şeytani oyunları kuranlar, daha önce de benzer tuzaklar kurdular, daha önce de benzer senaryolar yazdılar. Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz. Bütün kardeşlerimize, büyük milleti, İslam ümmetini oluşturan farklı unsurların hepsine buradan birden sesleniyoruz. Aramızdaki farklılıklar birbirimizle çatışmamızı gerektirecek farklılıklar değildir. Aramızdaki anlaşmazlıklar emperyalizme havale edilerek çözülebilecek sorunlar değildir. Biz kendi meselelerimizi içimizde adalet temelinde birbirimizin kardeşlik hukukuna riayet ederek çözmek zorundayız ve çözebiliriz. Ve Allah'ın izniyle çözeceğiz." ifadelerini kullandı.
"Kürt meselesinde Meclis'te önemli bir irade ortaya kondu"
Yapıcıoğlu, yürütülen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarına da değinerek şöyle konuştu:
"Şu son gelişmeler bir buçuk aya yakın bir süredir başlayan ve önemli bir mesafe kat ettiğimiz şiddet sorunu ya da Kürt meselesiyle ilgili yapılan çalışmaların değerini bize bir kez daha göstermiştir. Evet, Meclis'te oluşan irade, orada kurulan komisyon önemli bir görev ifa etti. Orada bulunan on partinin katılımıyla ortak bir rapor hazırlandı. Ve inşallah bundan sonraki adım Meclis'te yapılacak düzenleme ve kardeşlik hukukunun tam anlamıyla tesis edilmesi olacaktır. Biz komisyon çalışmaları bölümünde elimizden gelen çabayı ortaya koyduk. Rapora katkılarımızı sunduk. İnşallah bundan sonra da kardeşlik hukukunun tesis edilmesi, geçmişte yapılan yanlışların bir daha tekrar etmemesi adına ve bu sorunun ebediyen gündemimizden çıkması ve tamamen halledilmesi için elden gelen bütün çabamızı ortaya koyacağız."
"Amerikan üsleri bölgeye huzur getirmedi"
Bölgede bulunan Amerikan askeri üslerine de değinen Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
"Her şeyden önce şunun altını bir kez daha kalın çizgilerle çizeyim. Amerika ve israilin müzakereler devam ederken, diplomatik girişimler devam ederken, aniden başlattığı bu saldırı kelimenin tam anlamıyla bir savaş suçudur, bir haydutluktur. Bu çok nettir ve ben öyle inanıyorum ki eğer adalet varsa, eğer uluslararası hukuk varsa, bu suçun failleri bir gün yargılanıp hak ettikleri cezayı alacaklar. İkincisi, bölgemizde konuşlu bulunan Amerikan güçleri bölgemize huzur getirmemiştir. Bölgemizde kurulan Amerikan üsleri bölge ülkelerinin korunması için değildir. Amerikan menfaatlerinin korunması ve onların hedefe aldıklarının vurulması içindir. Ve bu husus bütün bölgeye istikrarsızlık getirmektedir. Bu husus da net bir şekilde anlaşılmıştır."
"Müzakereler devam ederken savaş patlatılması ilk değildir"
Müzakereler sürerken yapılan saldırıların ilk olmadığına dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Aslında, müzakere heyetlerinin hedef alınması ilk değildir. Ya da müzakereler devam ederken savaş patlatılması ilk değildir. Daha önce biliyorsunuz, HAMAS adına ateşkes müzakereleri yürüten heyet Katar'da müzakereler devam ederken yine hedef alınmıştı. Yine geçtiğimiz sene Haziran ayında adına 12 gün savaşı dedikleri, savaş anında da yine sözüm ona İran'da nükleer müzakereler devam ediyordu. Ama o müzakereler sürerken saldırganlıklarını ortaya koydular ve aslında bir anlamda diplomasiye de ve diplomatik teammüllere de savaş açtılar. Ve yine Katar'daki o HAMAS müzakere heyetine yönelen saldırı bir şeyi daha gösterdi. Bunun da mutlaka altının çizilmesi lazım. Orada kurdukları hava savunma sistemleri o ülkelere yönelik bir saldırı olduğunda devreye girmiyor. Peki kimi koruyor? Herhangi bir yerden işgal altındaki toprakları işgal eden ve orada soykırım işleyen siyonistlere yönelen füze olduğunda o füzeyi durdurmak için kullanılıyor. Şimdi bu son dönemde, yani 28 Şubat'tan bu yana süren savaşta bir kez daha anlaşıldı ki oralarda bulunan savunma sistemleri aslında kendilerini bile korumaya yetmiyor. Buradan bu vesileyle bütün bölge ülkelerine de çağrımızı yineliyoruz. Topraklarınızda Amerikan üslerinin kurulması sizin ülkelerinizi daha güvenli kılmıyor. Sizin ülkelerinizi hedef haline getiriyor ve sizi komşularınızla birbirinize düşürüyor. Gelin bu gerçeği görün ve bölge ülkeleri olarak aranızda sağlam anlaşmalarla güvenlik paktları kurun. Saldırmazlık anlaşmaları imzalayın. Ve bütün dünyayı sömürmeyi kendinde bir hak olarak gören emperyalistleri topraklarınızdan kovun. İnşallah o günler yakındır. Onların çöküşünü Rabbim dünya gözüyle görmeyi ve yakın zamanda görmeyi bizlere nasip eylesin. Allah'ın izniyle siyonist Nazi rejiminin çöküşünü de Şehid Şeyh Ahmed Yasin'in duası gibi ya da temennisi gibi ya da öngörüsü gibi 2027'ye girmeden gerçekleştiğini görmeyi de Rabbim bizlere nasip eylesin." ifadelerini kullandı.
"Ramazan’ın bereket ikliminde sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz"
Programda konuşan HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer de Ramazan ayının birlik ve kardeşlik iklimine vurgu yaptı.
Suiçer, "11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif rahmet ve mağfiret ayı ve bereket ikliminde sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.
Elazığ’da asırlardır kardeşlik içerisinde yaşandığını ifade eden Suiçer, şunları kaydetti:
"Elâzığ'ımızda bizler bu kadim şehirde asırlardır farklılıklarımızı zenginlik bilerek kardeşçe yaşamın en güzel örneklerini sergiledik. Deprem gibi zorlu süreçlerde kenetlenmeyi, acıyı ve sevinci paylaşmayı bildik. Bugün sizlerle birlikteyiz ve hayırlı çalışmalarımıza devam ediyoruz. İnşallah Genel Başkanımızın da liderliğinde Elazığımız için, ülkemiz ve ümmet için nice hayırlı hizmetlere imza atmayı sürdüreceğiz inşallah." (İLKHA)


